WEBMAĞAZA

değişimi fark edin - Blogcu



değişimi fark edin

8/6/2009 - doğu donanım bilgisayar & elektronik

WEBMAĞAZA UCUZLUĞUN YENİ ADRESİ: http://www.dogudonanim.com 
 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/2/2009 - Rasûlallah (s.a.v.) Gibi Namaz Kılmak

Abdullah YILDIZ

Rasûlallah’ın (s.a.v.) dünyayı teşrifleri vesilesiyle, önceki hafta bir yazı kaleme almış ve “Peygamberimizi klasik ve basmakalıp övgüler, hamasî şiirler, naatlar vs. ile anmanın ötesinde O’nu “Allah’ın kulu ve rasûlü Muhammed”(s.a.v) olarak doğru anlamak ve her alanda model edinmek zorundayız.” demiştik. Bugün ise, “Kutlu Doğum Haftası” vesilesiyle Rasûlallah’ın örnek namazı üzerine yazmaya çalışacağız.

İslâm’a girmenin ilk şartı Tevhîd yani “Allah’tan başka ilâh olmadığına, Muhammed’in de O’nun rasûlü olduğuna” iman etmektir. Bu ilk şartın ardından ise namaz emri gelir. Önce Tevhid, sonra Namaz.

“İman eden kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar.” (İbrahim/31)

Namazın vakitli olarak(4/103), devamlı ve huşû içinde kılınması(23/2,9) emredilir. Namazın kaç rekat, nasıl kılınacağı, kıyam, rükû, secde ve kadenin nasıl yapılacağı ve nelerin okunacağı ise Hz.Rasûl(s.a.v)’den öğrenilir. O, “Beni namaz kılarken gördüğünüz gibi namaz kılınız!” buyurmuştur. (Buhari, Ezan, 18/60)

Peygamberimiz (s.a.v), Kur’ân’ın işaret ettiği 5 vakitte ve bildiğimiz rekatlar sayısınca namazı huşû içinde, cemaatle kılar, bir sonraki namazı özlemle beklerdi. Nihayet vakit geldiğinde Hz. Bilâl’e (r.a) “Erihnâ yâ Bilâl: Bizi rahatlat ey Bilâl” derdi. Namazla bu dünyadan kopar, bir başka âleme geçerdi.

Namazda Fatiha’yı ve diğer Kur’ân âyetlerini/sûrelerini, Allah’ın emrettiği gibi(73/4), tane tane, düşüne düşüne ve yavaş yavaş okurdu. Onun tertîl üzere okuduğu bir kısa sûre, daha uzun bir sûre okuyanınkinden daha fazla sürerdi. Her ayetin sonunda bir miktar durur, onu sonraki ayete eklemezdi.

Namazda ta’dîl-i erkana çok önem veren Rasûlüllah(s.a.v) bir gün mescitte iken, bir adam mescide girdi ve namaz kıldı. Sonra gelip Peygamberimize selam verdi. Nebi(s.a.v) selamını aldıktan sonra ona, “Dön de namazını (yeni baştan) kıl; çünkü sen namaz kılmış olmadın!” buyurdu. O da dönüp (evvelce) kıldığı gibi namazı (tekrar) kıldı. Sonra gelip Nebiyy-i Ekrem’e selam verdi. Yine, “Dön de namazını (yeniden) kıl; çünkü sen namaz kılmış olmadın!” buyurdu. Bu üç kez oldu. (Nihayet) o kimse, “Seni hak ile gönderen Allah’a yemin olsun ki, bunun başka türlüsünü bilmiyorum. Bana doğrusunu öğret!” dedi. Bunun üzerine Nebi(s.a.v) şöyle buyurdu: “Namaza durduğunda, önce tekbir al. Sonra Kur’ân’dan kolayına geleni oku! Sonra rükû‘a var, eklemlerin yerli yerinde (mutmain) oluncaya kadar dur! Sonra başını kaldır, ayakta büsbütün doğruluncaya kadar dur! Sonra secdeye var, mutmain oluncaya kadar kal! Sonra başını kaldır, mutmain oluncaya kadar otur! Bunu namazının bütününde böyle yap!” (Tecrid-i Sarih Tercemesi, h.no:423)

Namazdaki her hareketin mutmain olarak yapılması, o esnada yapılan dua ve zikirlerin anlamını düşünerek huşû duymak bakımından çok elzemdir. Acele ile, daha rükû‘a tam varmadan doğrulmak, tam doğrulmadan secdeye gitmek ve hemen secdeden kalkmak, daha oturmadan tekrar secdeye gitmek... bütün bunlar, namazın şeklî unsurlarını eksik bıraktığı gibi, namazın manasını ve ruhunu da zedeler. Bu yüzden Rasûlüllah(s.a.v), namazda horozun gagalaması gibi gagalamayı, köpek oturuşu gibi oturmayı ve tilki bakışı gibi sağa sola bakmayı yasaklamış, bunu “hırsızlık” saymıştır. (S.Sabık, Fıkhu’s-Sünne, c.1, s.175)

Böyle huşû içinde günde beş vakit kılınan namaz mümini her türlü kötülükten uzak tutar, arındırır: “Kuşkusuz namaz, insanı iğrenç ve kötü şeylerden alıkoyar.” (Ankebut/45) Bu bağlamda Rasûlüllah(s.a.v): “Beş vakit namaz kılan, evinin önünde bol miktarda akan tatlı bir suya günde beş defa dalıp yıkanan gibidir. Bu adamda kir namına bir şey kalır mı?” diye sormuş; sahabe  “Hayır, bir şey kalmaz!” deyince de, “Suyun kiri giderdiği gibi, beş vakit namaz da günahları yok eder.” buyurmuştur. (Nesai, Salat, 7)

Her namazı “dünyaya veda eden kişinin son namazı gibi” kılmamızı hatırlatan Rasûlallah(s.a.v) “Kıyamet Gününde kendisinden hesaba çekileceğimiz ilk amelin namaz olacağını” ikaz eder.

İmdi; Müslümanlar, namazlarını “yazıklar olsun o namaz kılanlara ki...”(Maun/4) konumundan kurtarıp “tevhid eylemi” düzeyine yükseltmedikçe, duâlarını söylemden eyleme geçirip gerçek îman, salih amel, ihlas, huşû, ittikâ, davet, sabır, sebat, istikamet, hicret, cihad... ile bütünlemedikçe, oruçlarını mide orucu olmaktan kurtarıp kalp, göz, kulak orucu haline getirmedikçe, haclarını turistik seyahat olmaktan çıkarıp ümmetin vahdet ve diriliş toplantısına dönüştürmedikçe, zekâtlarını gösteriş ve riyanın karışmadığı bir arınma vesilesi kılmadıkça, Kur’ân’ı sevap maksadıyla değil, anlama-anlatma ve yaşama-yaşatma niyetiyle okumadıkça... kısaca mevcut hayat tarzlarını Kur’ân’ın ve Hz. Peygamber’in tanımladığı düzeye yükseltmedikçe, Allah da onların durumunu değiştirecek değildir, vesselam:

“Bir toplum kendi nefsinde bulunan özellikleri değiştirinceye kadar, Allah onların durumunu değiştirmez.” (Rad/11)

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/2/2009 - Çocuklara din ve Allah (c. c.) nasıl anlatılmalı?

Çocuğumuzun sorularına mutlaka doğru cevaplar vermeliyiz. O küçüktür anlamaz diye cevapları geçiştirmemeliyiz. “Kardeşim nereden geldi?” diye sorduğunda, “Onu Allah yarattı, büyüyünce beraber oynayacaksınız, birbirinize yardımcı olacaksınız” gibi doğru bir cevap verebiliriz. Yoksa “kardeşini leylekler getirdi” gibi, çocuğa bir faydası olmayacak masallarla onun zihnini dondurmaktan, düşüncesinin gelişmesini baltalamaktan kesinlikle kaçınmalıyız.

 

Çocuklara din ve Allah (c. c.) nasıl anlatılmalı?

ALLAH’A samimi bir kul olmak, zorlamayla olacak bir şey değildir. Kulluk yaşanacak bir haldir. Böyle olduğu için de, belli adımların sonunda belli sonuçlar cinsinden kalıplara uymaz.

Çocuğun dindar olması için anne baba olarak bizim yapabileceklerimizden bazıları şunlar olabilir:

Evvela, bunu ciddi olarak istemeli ve bu konuda kararlı olmalıyız. Şimşek ışığında yol alınmadığı gibi, bu arzu da geçici heveslerle olacak bir şey değildir.çocukbüyütmekle, çocuk yetiştirmenin arasındaki farkı iyi anlamalıyız. Çocuk yetiştirmenin, bilinçli bir süreci ve bu süreçteki kararlı çabaları gerektirdiğini bilmeliyiz.

Daha sonra da kesinlikle şuurunda olmalıyız ki, dindar olmanın özü özeti Allah’ı sevmektir. İnsan sevdiğine yaklaşır, sevdiğinin yolundan gider. Çocuğa Allah’ı sevdirmeliyiz; sevdikten sonra gerisini çocuk da getirebilir. Yoksa ezbercilikle dindar olunmaz. Dinden haberdar olmak başka, dindar olmak başkadır.

Ayrıca, çocuğumuzla sıcak bir yakınlık kurmalıyız; çocuğumuzun rahatça konuşabileceği, soru sorabileceği bir iletişim ortamı sağlamalıyız.

Bunların yanı sıra, çocuğuyla güzel bir diyalog içinde olan anne baba, ondan gelecek olan sorulara net ve kısa olarak cevap vermelidir.

Bilmeliyiz ki, çocuğumuz izah istemiyor, cevap bekliyor. Çocuk, “güneşi kim çıkardı?” diye sorduğunda, “Allah güneşi bizi aydınlatsın ve ısıtsın diye çıkardı,” gibi kısa bir cevap onu tatmin edebilir. Yoksa bu soruyu cevaplamak için evrenin yaratılışından başlamamız gerekmez. Zaten ne kadar uzatırsak, çocuğumuz bizi o kadar az anlayacaktır.

Çocuğumuzun sorularına mutlaka doğru cevaplar vermeliyiz. O küçüktür anlamaz diye cevapları geçiştirmemeliyiz. “Kardeşim nereden geldi?” diye sorduğunda, “Onu Allah yarattı, büyüyünce beraber oynayacaksınız, birbirinize yardımcı olacaksınız” gibi doğru bir cevap verebiliriz. Yoksa “kardeşini leylekler getirdi” gibi, çocuğa bir faydası olmayacak masallarla onun zihnini dondurmaktan, düşüncesinin gelişmesini baltalamaktan kesinlikle kaçınmalıyız.

Çocuğumuzun sevdiği, beğendiği, varlığından haz aldığı şeylerin var olmalarının nedenini doğru olarak bildirilmeliyiz. Sevdiği bir şeyi, bir insanı, Allah’ın yarattığını öğrenmesi, çocuğu Allah’a yaklaştıracaktır. Sorduğu sorularına, tabiat ana, Noel Baba, evrim.. gibi gerçek dışı uydurma cevaplar alan bir çocuğun, duygusal zekası gelişemeyeceği gibi, belirsizlikler içinde kalan aklı, kainatı ve hayatı anlamakta da güçlük çekecektir.

Çocuğunu dindar bir insan olarak yetiştirmek isteyen bir anne babanın en büyük yardımcısı elbette Allah’tır. Çünkü Allah, insanı, kendine muhatap olacak imkânlarla donatıp yaratmıştır. Peygamberimizin ifadesiyle, “her çocuk İslâm fıtratıyla, yani Allah’a iman edecek bir karakterle dünyaya gelir.” Bize iman lütfeden Yaratıcımız, çocuğumuza da merakı ve soru sorma yeteneğini vermiş; böylece çocuğumuzu insana yaraşır bir gelişme sürecine hazır hale getirmiştir.

İkinci yardımcımız, kainattır. “Kainattan nasıl yardımcı olur,” demeyin. İnsanın Allah’ı tanıma yollarından birisi de kâinattır. İnsan, Allah’ın yarattıklarını görüp tattıkça, Yaratanına olan bilgisi ve sevgisi artar...

Öyleyse çocuğumuza Allah’ı sevdirmek için daima kâinattan, Rabbimizin dünyada yarattığı güzelliklerden bahsetmeliyiz.

Ağaçların, çiçeklerin, yıldızların, Ay’ın, dünyanın, hayatın güzelliklerini onun dikkatine sunmalıyız.

Ayrıca, Allah’ın bütün bunları bizim için, bizi sevdiği için yarattığını söyleyebiliriz. Bir meyve yiyorsak, “Bak yavrum” diye başlayarak, “Allah bizi ne kadar çok seviyor, bizim için bu güzel meyveyi yaratmış, rengini, tadını, şeklini, kokusunu bizim hoşumuza gidecek gibi yapmış..” diyebiliriz.

Böylece sonuçta belki de hiç beklemediğimiz bir anda, çocuğumuz elinde bir meyve yiyor iken, “Biliyor musun baba, ben Allah’ı çok seviyorum” diyebilecektir.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/2/2009 - Yıllardır halka alkol içirmişler:

Tüketiciler Birliği, gazlı içeceklerden sonra Coca-Cola ile ilgili yaptırdığı alkol analizinden de alkol çıktığını açıkladı.

14/03/2007

 

Tüketiciler Birliği, gazlı içeceklerden sonra Coca-Cola ile ilgili yaptırdığı alkol analizinden de alkol çıktığını açıkladı. İşte basına açıklanan laboratuar raporundaki bilgiler:

 

 

Gazlı içeceklerden sonra Coca-Cola alkol analizi ile ilgili bir değerlendirme yapan Tüketiciler Birliği Kayseri şube başkanı Mahmut Şahin; ‘Gazozlardan sonra yaptığımız Coca-Cola alkol analizinde de alkol çıktı’ dedi.

 

"Alkolsüz içeceklere ilişkin bir hukuki metinde, içecek içeriğinde alkol bulunmasına cevaz veren bu düzenleme dikkatimizi çekmiş ve konu ile ilgili olarak Tüketiciler Birliği tarafından bir çalışma başlatmıştık. Gazozlarda alkol olduğunu tespit etmiş ve elde edilen sonuçları Tüketiciler Birliği olarak 11 Ekim 2006’da 'Gazozlarda alkol var' başlıklı basın açıklaması ile kamuoyuna duyurmuştuk. Bu basın toplantısından sonra tüketicilerden ‘kolalarda da var mı?’ bunu neden açıklamıyorsunuz gibi tepki ve talepler aldık.

 

Bunun üzerine en popüler olan Coca-Cola’da alkol olup olmadığının araştırılması konusunda Kayseri Tarım İl Müdürlüğü Gıda Kontrol Laboratuarına müracaat ettik.

 

Çalışma kapsamında piyasada satılan Coca-Cola markalı ürünün, etiketleri üzerinde yapılan incelemelerde, içeriğinde alkol bulunduğuna ilişkin bir bilginin olmadığı tespit edildi.

 

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Kayseri Tarım İl Müdürlüğü Gıda Kontrol Laboratuarına orijinal ambalajı içinde teslim edilen Coca-Cola şişesinde bulunan etil alkol analizi yaptırılmış ve şu sonuca ulaşılmıştır:

 

Coca-Cola’da 0.075 g/l etil alkol tespit edilmiştir.

 

‘Gazozlarda Alkol Var’ açıklamamızdan sonra kamuoyunda yapılan tartışmalar sonucu 10 üreticiden sadece 3 tanesi, ‘ürünlerimizde alkol yok, var olan alkol, fermantasyon (mayalanma) sonucunda oluşan alkoldür’ şeklinde görüş belirtmişlerdi. Yapılan açıklamalardan hiçbir bilim adamı ve tüketicinin tatmin olmadığı Tüketiciler Birliği’ne gelen telefon, e-posta ve mektuplardan anlaşılmaktadır.

Bu açıklamamızdan sonra birçok bilim adamı ve mühendis ise gazlı ve kolalı ürünlerde bulunan Etil Alkolün fermantasyon sonucu oluşmadığı; tiryaki tüketici oluşturmak, dolum sırasında akışkanlığı hızlandırmak ve aroma çözücü olarak kullanıldığını ifade ve ispat etmişlerdi. Üç temel nedenin yanında etil alkol dışındaki çözücülerin daha pahalı olması nedeniyle, üreticilerin etil alkolü tercih ettikleri tespit edilmiştir.”

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/2/2009 - Yalan Söylemenin Câiz Olduğu Yerler

İnsan ve topluma büyük değer veren dinimiz mevcut şartlar içinde en ideal toplum ve cemaatı oluşturmanın esaslarını getirmiş bulunmaktadır. Böylece birbirini seven, birbiriyle iyi geçinen cemaat ruhuna sahip bir ümmet gerçekleştirilmiş olmaktadır. Aşağıdaki hadis-i şerifte göreceğimiz üzere üç halde yalan söylemeye ruhsat verilmiş olması yalanı helal kılmak anlamında değildir. Yalan yalandır ama taşıdığı gayeler ve varmak istediği hedefler bakımından söyleyenin cezaya çarptırılmayacağı bildirilmektedir. Yalanın meydana getireceği dostluk olmaz olsun denilemez. “İş bitirip ümmetin huzurunu sağlayan yalan fitnelere sebep olan doğrudan daha iyidir.” Allah’ın istediği bir maksada ulaşmak mübah ise, yalan da mübahtır; vacip ise, yalan söylemek de vaciptir. Bir zalimin öldürmek istediği bir insanı diğer bir müslümanın zulmü önlemek için saklaması veya yalan söylemesi vacip olur.[68]
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/1/2009 -

'Ey iman edenler! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, o onlardandır. Şüphesiz ki Allah zâlimler gürûhunu hidayete erdirmez.' (Mâide: 51)

 



 

 

 

 

- 'Sen onların dinine uymadıkça ne yahudiler ne de hıristiyanlar senden aslâ hoşnut olmazlar.' Bakara

 

  COCA COLA'NIN DEĞİŞİK YAHUDİ BÖLGELERİNDEKİ REKLAMI:....
    Üstteki yazının tercümesi: (Were moving to a new location !!! =

Artik yeni yerimize tasiniyoruz !!!)
    Alttaki yazının tercümesi:'COCA COLA İÇ,

ISRAEL'E DESTEK OL !!!!!'''



   Biliyormuydunuz ?

   Firma karının % 50 sini İsrail Ordusuna aktarıldığını...

   Dünyada en çok coca cola sevenlerin müslümanlar olduğunu

   Belçika da Sağlık Bakanı Luc Van Den Bossche'nin Coca-cola 'nın
şişe veya kutulardaki tüm ürünlerinin piyasadan çekilmesini emrettiğini...

   Ve Bakanlığın, Coca-Cola ürünlerini içen kişilerde ciddi zehirlenmeler

görüldüğünü belirterek, Coca-Cola' nın içinde kandaki alyuvarların

erimesine neden ve kansızlığa yol açan 'hemolyse' maddesinin

bulunduğunu açıkladığını...

 


 

 


 

Şimdi bu yazıyı hat sanatı gözlükleriyle seyredelim:


'La Muhammed La Mekka'

'Muhammed ve Mekke yok olsun'


 

 

 

 

'İnsanlar içerisinde, müminlere en şiddetli düşman olarak

yahudileri bulursun.' (Mâide: 82)



 

 

 

   'Allah katında din İslâm'dır.' (Âl-i imrân: 19)

   'Ey iman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız

olanları dost edinmeyin.' (Mümtehine: 1)

 

 

   'Şüphesiz ki kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.' (Nisâ: 101)
   'Eğer onların güçleri yetse, sizi dininizden döndürünceye

kadar size karşı savaşa devam ederler.' (Bakara: 217)

   KATLİAM HATIRASI!  

 


 

 

 

    Allah rizasi icin maili Müslüman kardeslerimize

devam gönderelim.

NE BÜYÜKSÜN YARABBİ

Peygamber Efendimiz (s.a.v)'in karikatürlerini çizen
Danimarkalı karikatürcü yaratık, evinde çıkan bir yangın sonucu

yanarak can vermiş !!!
Danimarkalılar bu haberi kimsenin duymamasını
istiyorlar... Bu haberi elimizden geldiği kadar duyuralım!!!

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/12/2008 -

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/11/2007 - RABBİM bunların masumlugu hürmetine affetsin...

























__________________
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/11/2007 -






__________________
SÖYLESEM TESİRİ YOK
SUSSAM GÖNÜL RAZI DEĞİL...!!!

---------------------------------------
Tohum saç, bitmezse toprak utansın!
Hedefe varmayan mızrak utansın!

Hey gidi küheylan, koşmana bak sen!
Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!

Eski çınar şimdi noel ağacı;
Dallarda iğreti yaprak utansın!

Ustada kalırsa bu öksüz yapı,
Onu sürdürmeyen çırak utansın!

Ölümden ilerde varış dediğin,
Geride ne varsa bırak utansın..!

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/11/2007 -

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

hepiniz davetlisiniz

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

neslinursema
benpacella
fuadyusufoglu
gakkosvahap
ladres
nisansevgili
saclariniz
internetteegitim
nurunorguleri
tiklavefilmizle
abeb
pacelladan
herseybualemde
sadiyedemir
aydın kınna
islam3
kask23
aks23
filmx23
emelceorgu
kids23
ddm23
abe98